LABORATUVAR

İdrar ve dışkı incelemesi

İdrarda bilirubin viral hepatit ve ilaca bağlı sarılıkların erken bir bulgusudur. İdrarda hiç ürobilinogen bulunmayışı koledoğun tam tıkandığını gösterir. İdrarda ürobilinogen varken, biluribinin olmayışı, hemolitik sarılık lehinedir. Dışkının sürekli açık renk (camcı macunu renginde) olması, safra yollarında tıkanmayı gösterirken, dışıda gizli kan varlığı, mide-barsak kanserini veya portal hipertansiyonu düşündürür.

Rutin kan testleri

Tam kan sayımı, periferik yayma, retikülosit sayımı, direkt ve indirekt biluribin tayini, AST, ALT, GGT, ALP, 5’-nükleotidaz, lösin aminopeptidaz, albümin, protrombin zamanıdır. Hemoliz ihtimali varsa LDH, Coombs testi, serum haptoglobülin seviyesi saptanmalıdır. Tıkanma sarılığında biluribin seviyesi 5 mg/dl’nin üzerinde seyreder. Lokosit artışı akut kolanjit ve malignitelerde görülebilir. Ekstra hepatik kolestazda ALP, normalden en az 3 kat daha fazla artış gösterir. Kısmi tıkanmalarda ALP, biluribinden daha iyi bir göstergedir. ALP, karaciğerden başka kemik, bağırsak ve plasentada da bulunur. Bu yüzden izole ALP yüksekliklerinde ALP elektroforezi ayırıcı tanıya yardımcı olur. GGT, karaciğerden başka kalp, akciğerler ve pankreasta da bulunur. Hepatobiliyer hastalıkların dışında alkolizm, pankreatit, kronik akciğer hastalıkları, böbrek yetersizliği diabetes mellitus, konjestif kalp yetmezliğinde de yükselebilir, hatta bazı ilaçlar bile yükseltebilir. Serum protein seviyeleri, akut ve kronik karaciğer hastalıklarının ayrılmasında yararlıdır. Globulinde artış, albüminde azalma kronik karaciğer hastalıklarını destekler, sirozda ayrıca protrombin zamanındaki uzama vitamin K uygulamalarıyla düzeltilemez, kolestazda düzelebilir. Kolestazlı hastalarda sıklıkla hiperkolesterolemi de görülür. Serum protein elektroforezinde kolestatik sarılıkta alfa-2 ve beta globülinlerin, hepatosellüler sarılıkta ise gamma globülinlerin artmış olduğu görülür. Viral testler etyolojide viral hepatitlerden kuşkulanılıyorsa gereklidir.

Ultrasonografi (USG)

Kolestazın ayırıcı tanısında rutin kan-idrar testlerinden sonra ilk yapılması gereken ve kıymetli bir yöntemdir. Biliyer obstrüksiyonun (tıkanmanın) en önemli göstergesi, safra yollarındaki genişlemedir. Koledoğun azami genişliği normalde 7 mm’dir. Safra kesesi alımış olan hastalarda 9-10 mm genişlik normal kabul edilebilir. İntrahepatik (karaciğer içi) safra kanallarının ise görünür hale gelmesi,aşağıdaki safra kanalında göstergesidir. Akut obstrüksiyonlarda, safra yollarının genişlemesi için gerekli zaman 4saat ile 4 gün arasında değişir. USG; obstrüksiyon nedeni olarak karaciğer, biliyer sistem, pankreas, duodenum veya retroperitondaki küçük bir kitle lezyonu veya sklerozan kolanjit gibi safra yollarının genişlemediği durumlarda adı geçen ekstra hepatik kolestaz nedenleri hakkında yeterli bilgi sağlamayabilir. USG’nin safra kesesi taşlarını belirlemedeki duyarlığı %90’nın üzerindeyken koledok taşı tanısındaki duyarlığı ortalama %50-60 kadardır. USG’nın duyarlığını kısıtlayan hastaya ait faktörler ise obezite, bağırsak gazı ve geçirilmiş cerrahiye bağlı olarak normal anatominin bozulmasıdır. Ayrıca pankreasın değerlendirilmesi de her zaman mümkün olmamaktadır.

Bilgisayarlı tomografi

Özellikle şişman hastalarda USG’nin yeterli olmadığı durumlarda, distal koledok patolojilerinde, pankreas kanseri, koledok taşı, obstrüksiyon (tıkanma) seviyesinin tayini, sklerozan kolanjit ve duodenal tümörlerin tanısında kıymetlidir.

MRCP (magnetik rezonans kolonjiopankreotografi)

Avantajı ERCP gibi bir invaziv (girişimsel) işlem olmamasıdır. USG ve Tomografide gösterilemeyen safra kanalları içindeki yerleşmiş taş, tümör gibi patolojileri başarı ile gösterebilir.

ERCP

İnvaziv (girişimsel) bir teknik olmakla birlikte, özellikle ekstra hepatik biliyer obstrüksiyonların tanı ve tedavisinde oldukça kıymetli bir yöntemdir. Ağızdan girilen endoskop cihazı ile mide ve oniki parmak barsağı geçilip safra yolları direkt olarak görüntülenmektedir. Genellikle hastaya anestezi verilerek yapılır. ERCP ile hem safra yolları görüntülenebilir, hem sorun varsa biyopsi alınabilir hemde stent konulabilir. PTK’dan önce uygulanmalıdır. ERCP’nin başarısız olduğu durumlarda PTK önerilir.

PTK (Perkutan transhepatik kolanjiografi)

Perkutan yolla safra yollarının görüntülenmesidir

Endokopik Ultrasonografi (EUS)

Küçük koledok taşlarını belirlemede ve distal koledok bölgesindeki tümörlerin doğrudan görüntülenmesi ve lokal evrelemesinde en duyarlı yöntemdir. Karaciğer iğne biyopsisi: Sarılığın hepatoselllüler ve intra hepatik kolestaza yol açan nedenlerini belirlemede değerlidir. Ultrason eşliğinde kalın iğne biopsisi ile yapılır. Klinik tanı yanlışlıklarını %20 oranında düzeltir.